.
”Boş bulunup gülersen
Bir Ölünü görünce
Ocağa Tütsü atarsın
Pencerene sürme çek
Ölünün Babasıyla
Uzunca bir Rakı iç
Anmadan eski günleri
Bırak biraz Ay doğsun
Dört arkadaş bir olup
Tahta kutu içinde
Ölünüzü götürün
İncirlerin altına
Dönersen ıslık çalarsın
Yol uzun, Su karanlık
Otur bir çardak altına
Bırak biraz Yağmur yağsın”
Diye bitiriyor “Bir Dostu Olü Götürmek” adlı şiirini Ergin Günçe .
Edebiyatın sesi insan ıslığıdır aslında.
Varlığımızı kanıtlayan yaratıcılığımızın dilde anlam bulan sesi.
Şiir de bir ıslık değil midir?
Ya da o hiç ses çıkarmadığını sandığımız bir tablo, örneğin Guernica; keskin bir ıslıktır dünyaya.
‘ Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler’ dizeleri uyarı ıslığı değil midir hiç unutmadığımız…
Yazım ve sanatın dili, kendinden kendi gibi insan olana ulaşan bir sestir; bir buluşma talebidir, sevebilmeye birbirimizi…
‘ Yazmasam çıldıracaktım’ halinin birlikte söylenişidir bir Islık’ta buluşanların yazıp çizdikleri; birlikte üretelim, dünyayı değiştirmek için…
Değişik bir Islık çalıyoruz. Notaları insana varmanın yolunda. Her bir ezgisi insandan gelecek yankıyı bekliyor. Ve gelen her çağrıyı çoğaltıp, başka ıslıklarla birlikte, bir ıslık korosu kurmak için ısrarlı…
‘Nereden gelirse gelsin, dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları… Hişt hişt Hişt. Hişt hişt. Hişt hişt’
Diyen Sait Faik gibi nice ustaya, nice yaratıcı kaleme ve hayata inanarak…
Yelda KARATAŞ
----------------------------------------------------------
editörden
Karanlığın bağrına bir ses, bir “elif” düşürebilmekse muradımız geceyi ıslıklamakla başlamalıyız işe.
Korkarak geçtiğimiz karanlıklarda ruhumuza eklensin diye yalnızlığın içindeki bin badire, bin telaş, unutulmuş nice sözcükler, şarkılar, şiirler; geceyi ıslıklamalıyız.
Kavgayı terk etmiş yumrukların umutsuzluğuna umut, acılı anneye tatlı bir söz, lise talebesinin aklında ışık olabilmekse muradımız; geceyi ıslıklamalıyız.
Masalların içinden dev, şiirlerin içinden aşk bulmaksa, bulup da ortak etmekse insan denilen yazgısı çamur olguya, arzumuz; geceyi ıslıklamalıyız.
Tebessümden çok ölüm yağarken toprak ananın bağrına,
Vicdandan çok yangınlar ağartıyorken göğün kör bağrını,
Bir ses, bir umut, bir bulmacanın çıkmış harfi olmak için geceyi ıslıklamalıyız.
Birkaç ışkın delikanlı, birkaç sevdalı yürek birkaç mavi avcısı “gündüzü çoğaltmak” adına geceyi ıslıklamak için yollara düşmüşler.
Karanlığın kimliksizliğinde karşılıksız kalmaması ıslıklarının, en büyük arzularıdır.
Ancak böyle çoğaltılabilir sesler…
engin akbaba


okur görüşü!
Arkadaşına Gönder!