• yazarlar

  • Yelda KARATAŞ
  • Ahmet UYSAL
  • Asuman ATAKUMAN
  • Serkan TÜRK
  • Hasan KAYA
  • Müge ŞENÖZ
  • Aslı NAZ
  • Meral ULUSOY
  • Engin AKBABA
  • Kayra KUZEY
  • Ayşegül TERCAN
  • Hale OYAL
  • Hasan ÖZAYDIN
  • Ali AYDOĞDU
  • İbrahim SAĞLAM
  • Hakan KARTAL
  • A.uğur OLGAR
  • Özgür Ozan DEMİREL
  • Özgür ASAN
  • Bağlantılarım

KOMİNİST İMAM

                                                  Leyla AKGÜL

 

İlki 1969 yılında yayımlanan, yazar Hasan Kıyafet’in Komünist İmam isimli romanının 53. baskısı Ceylan Yayınlarından çıktı. Hasan Kıyafet’in en bilinen, en çok baskısı yapılan ve Türkiye’de en çok okunan 100 roman arasında sayılan Komünist İmam isimli romanı sade dili, akıcılığı ve şiirsel anlatımıyla okurda büyük bir etki bırakıyor. 

Daha başında romana adını veren Komünist İmam’ın “Dağlar hak yemez. Haksızlığa geçit vermez” sözüyle açıyorsunuz kitabı. O zaman da yıllar önce zenginden alıp fakire veren, nerede bir haksızlık yapıldığını duysa gidip orayı düzene koyan Köroğlu’nun  yazarın hayatındaki yerini irdelemek gerekiyor. Kırşehir - Kaman doğumlu olan Kıyafet’in Anadolu halkının kendine has bütün özelliklerini taşıması ve eserlerine yansıtması da onun Anadolu’ya, onun türkülere, onun insana bağlılığını ve inancını gösteriyor. Anadolu insanı yapılan haksızlıklar karşısında boyun büküp kendine bir kurtarıcı arar. Bu kurtarıcı geçmişte Köroğlu olur, bugün Atatürk olur. Kimi zaman da Komünist İmam Umur olur.  

Belli ki ilk yayınlandığında adı Gominis İmam olan romanla 1976 yılında tanışan Hasan İzzettin Dinamo Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan yazısında şöyle diyordu: 

“Hasan Kıyafet, sınırdan sınıra sürülmüş yaratıcı öğretmenlerimizden biri. Ancak, sahipsiz yurt gerçeğinin de umut bağladığı zengin kafalı, sanatçı aydınlarımızdan biri. Çok yoksul, çileli köy gerçeğinin kıskacından, daha doğrusu, mengenesinden zorlukla kurtulup kendini yitirmemiş olanlardan biri. Birkaç yıl önce İmece Yayınlarından çıkmış olan GOMİNİS İMAM adlı romanı elime geçti. Çok rahat okudum. Kovboy romanı gibi hızlı. Yaşar Kemal'in çok hızlı İNCE MEMET dünyasından geçip gelmiş bir sanatçı kafanın, biraz daha ilerdeki mevzilere ulaşmış romanı. İNCE MEMET'teki Eşkiya MEMET, vurur kırar, öldürür, ancak yeni bir düzen getirmeyi düşünmez. Ağaları ortadan kaldırsa da onların egemenliğinden kurtulan köylünün yıkık dünyasını ne biçim kalkındıracağını, onaracağını, daha Türkçesi, yeniden kuracağını bilemez. Oysa, Kıyafet'in romanında bir imam hatip okulu öğrencisi olan Umur, yeni devrimci düşüncelerin serpintisiyle aydınlanarak okulunun kendisini götürdüğü amaçların büsbütün tersine bir gidiş tutturur. Yıktığı ağalığın yerine neyi koyacağını çok iyi bilir."  

12 Mart ve 12 Eylül’ün cezaevlerini gören, hayatı sürgünde geçen yazarın, o zaman ki yükselen gençlik hareketleri ve mevcut siyasal yapıyı da göz önüne aldığımızda düşüncelerine paralel bir roman yazması da yadırganmamalı. Finalde eşkıya Köroğlu’nu bağrına basan halkın uyanarak kendilerine yeni bir düzen kurmaya çalışan Umur’u da bağrına basması kaçınılmazdır. Belki de roman konusu gereği yazarın yaşamında olmasını düşlediği sosyalist bir romantizmdir.   

Öte yandan romanın adı içeriğinden çok dikkatleri üzerine çekmekte. Bugün bile                - Komünist İmam olur mu - şeklinde sorularla karşılaşmamız çok doğal gelirken bundan 38 yıl önce 12 Mart ve 12 Eylül ihtilallerini yaşayan insanların romana tepkilerini merak etmemek elde değil. Üstelik o zaman ki şartlar göz önüne alındığında yazarın sosyalist çevrenin de tepkilerini üzerine çekmesi içten bile değil.

Romanın esas başarısı ise öğretmenlik hayatı sürgünde geçen yazarın kırsal köy yaşamını çok iyi bilmesinden ve bunu yazar olarak şiirsel bir dille anlatmasından kaynaklanmaktadır. Ve yazarın romandaki köylü tiplemeleri, şair Şükrü Erbaş’ın çarpıcı başlığıyla dikkatleri üzerine çeken – Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz -  isimli şiirini mırıldamaktadır kulaklarımıza.  

Yetim Osman’ın intikamını alamadan ölmesi İmam Hatip Lisesi’ni son sınavda bırakan Umur’un sosyalizme yönelerek kişisel intikamdan vazgeçmesi köy yaşantısına ters düşmekteyse de sosyalizme ters düşmemektedir. O zaman ki koşullar dikkate alındığında köy çocuğu fakir Umur’un kısa sürede bu kadar çok şey öğrenmesi mümkün müdür bilemiyorum.  

Hiç kuşkusuz yaşadığı toplumun sorunlarıyla yakından ilgilenen ve yazdığı kitaplarla okura kendince çözümler sunan bir yazar Kıyafet. Komünist İmam romanıyla toplumun bir yarası olan ve romanın yazıldığı yılların çok öncesinden devam eden ağalık sisteminin bugün bile çözümlenemeyişi ister istemez romanın güncelliğini hala koruduğunu göstermektedir. Televizyonlarda insanlara özendirilerek gösterilen ağa filmlerine en güzel yanıt yine Kıyafet’in Komünist İmam romanını değil de nedir?  

Yine başka bir sorun, eğitim öğretim sorunun da romanda güzel bir şekilde işlenmesi ve ülkemizde hala bir eğitim politikasının belirlenmemesi ve bunun yaz boz tahtasına döndürülmesini bundan 38 yıl önce yazdığı romanla yüzümüze vurmaz mı yazar? 

Yine satır aralarından günümüze seslenen, imam hatipli, komünist imam, eşkiya Umur’la öğretmen Ekin’in sessizce büyüyen aşkı. Şimdi hızla tüketilen adına aşk denilen, cinsel kirlenmeye dur demiyor mu sizce de?  

Her romanıyla toplumun sorunlarını dile getirip ve bu sorunları sosyalist düşünceleriyle çözeceğine inanan Kıyafet, Ali Ali romanında da yine toplumun başka bir yarası olan alevi – sunni ayrımına bir aşk hikayesiyle parmak basmaktadır.  

Leyla AKGÜL 
 
 

Kitap Adı: Komünist İmam 
Yazar Adı: Hasan Kıyafet  
Yayın Evi: Ceylan  Yayınları 
Birinci Baskı : 1969

Tarih – Baskı – Sayfa Sayısı: Ekim 2006 – 53. Baskı – 182  Sayfa 
 
 

ARKA KAPAK YAZISI: 

Umur’un gözü Ekin’le anasında, suskun ve kıpırtısızdı… 

Ağa Umur’un kulağına yanaştı: 

“Sen meraklanma Gominist İmam. Geriyi hiç düşünme. Ben bakarım onlara Sen ipte sallanırken şatafatlı bir düğünle, ibret-i alem için o güzel nişanlını kendime alacağım.” 

Atik hoca, yanık sesiyle sabah ezanında ömrünün selasını veriyordu…Öyle içli, öyle coşkuluydu ki! Sesi dağı taşı tutmuştu… 

Selalar, ezanlar bitmek tükenmek bilmiyordu. Bir köyün ezanı ötekine ulanıyordu. Bunlar ezandan çok bir çağrıydı. “Haydin ne duruyorsunuz, Gominist İmam’ı kurtarmaya!” işaretiydi. Derken dağ, taş, kurt, kuş kıpırdadı… 

Tepelerde, ufuk çizgisinde insan seli akıyordu… 

Umur kabına sığmayan yüreğiyle: 

“Halk Goca Emmi! Halkımız” diye, kekeledi. 

Omuzlarda yabalar, tırpanlar, tırmıklar seçiliyordu. Komutan süngü tak emrini verdi. Asker ikircikliydi…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

  • 15 mart 2008 tarihinden beri yapılan tıklama

  • Online Sayaç